tatilci bebek İstanbulda
tatilci bebeğin mekanları
Tatilci bebeğin tatilleri de İstanbul gibi büyük metro şehirlerinde olabiliyor. Yolum düştüğünde her şehirden bir fotoğraf karesi almayı ihmal etmiyorum tabii.
İstanbul metro kent olduğundan çocuk, sağlığı, gelişimi ve eğitimi açısından hemen her yerde kalitelisini bulabildiğiniz bir şehirdir. Ancak azalan ormanlık alanlarını kent meydanları ve millet bahçeleriyle telafi etmeye çalışması yeterli özgürlük alanını bırakmamıştır.
Bu günlerde çocukların en yeşil içinde büyüdükleri düzenli ilçeleri; Kemerburgaz, Arnavutköy (sultangazi'den ayrılan) Sarıyer ve köyleri, karşıda Anadolu yakasında ise Samandıra, Çekmeköy, Poyrazköy, Şile kıyılarıdır. Beklenen büyük İstanbul Depreminde en az hasarı alacak olan ilçeler... Ortalamaya bakılınca en çok yatılı Bebek Bakıcısı ve Çocuk gelişimi bu bölgelerden talep edilir. Çünkü yazlıkla metro şehir hemen hemen iç içedir. Çocukların en iyi okullara gitmek için sabahın karanlığında kalktığı bu kıyı ilçelerde de iyi okullar var tabii.
Bu günlerde çocukların en yeşil içinde büyüdükleri düzenli ilçeleri; Kemerburgaz, Arnavutköy (sultangazi'den ayrılan) Sarıyer ve köyleri, karşıda Anadolu yakasında ise Samandıra, Çekmeköy, Poyrazköy, Şile kıyılarıdır. Beklenen büyük İstanbul Depreminde en az hasarı alacak olan ilçeler... Ortalamaya bakılınca en çok yatılı Bebek Bakıcısı ve Çocuk gelişimi bu bölgelerden talep edilir. Çünkü yazlıkla metro şehir hemen hemen iç içedir. Çocukların en iyi okullara gitmek için sabahın karanlığında kalktığı bu kıyı ilçelerde de iyi okullar var tabii.
Ama öyle de böylede birçok ailemiz çocuğu için daha çok fedakarlık yapmakta tıpkı çocukları gibi karanlıkta işe gitmekte yada bebeğini bakıcıya emanet edip evdeki kameralar ile hasretini, endişesini ve korkularını gidermekte bazen de ilk kelimesini, ilk adımlarını bakıcının canlı telefon bağlantısıyla görmektedir.
İstanbul gibi metro şehirlerde aile çocuğuna hasret, çocuk ise ailesine aksi aksi tavırlarla boykot yaparak duygularını anlatmaya çalışmaktadır. "Neden annem burada değil? Babam ne zaman gelecek, daha yapbozumu tamamlayamadım, bana yardım edecekti!"
Artık pandeminin de getirdiği bazı düzenlemeler ile bakıcılar evde , parkta, mutfakta her daim anne gibi çocukla beraberken ailemiz de yan odada işteymiş gibi masa başında çalışmaktadır. Arada kahve molası, yemek molası olsa da bebişlerin gözlerine yakalanmamaya dikkat etmekteler, bebek anne veya babayı gördüğünde ise uyuyana kadar bırakmamaktadır. Bunlarda oluyor tabii.
Kreş yaşına kadar, ekonomi ve enflasyonla artan zamlara yetmeye çalıştıkça değiştirilen bakıcı ve dadıların maaşı da katlanmakta, her aile önce kendine sonra vatana millete hayırlı evlat yetiştirmeye çalışmaktadır. Eğer yardım eden bilinçli aile büyükleri de yoksa çekirdek ailemizin daha fazla çalışması ve bakıcıdan da daha fazla iş beklemesi normal olmaktadır. Aslında herkes kendi özgür yaşam alanında biraz nefes almak için daha fazla çalıştığını söyler ama durum daha fazla çalıştıkça daha fazla çalışmış oldukları ve ihmal edilmiş çocukların arttığını göstermektedir.
Çocukluğumuz Anavatanımızdır derler. Peki madem böyle niçin çocukluğumuzdan / çocuğumuzun Ana Vatanından fedakarlık etmek zorunda kalıyoruz?
Niçin yarıştırılıyoruz, folik asit bebelerinin cino gibi olduğu bu dünyada onları nereye koşturuyoruz?
Çocuğa soramayız çünkü o ileride ki geleceği hakkında kararlar alamaz, bilemez, belki bu ülkede bir savaş çıkacak veya bir büyük deprem olacak tüm o eğitimler ne işe yarayacak, bilemez...?
Yurtdışında daha insanca yaşamaları için mi? +
Şimdi bizim üst kademe toplumumuz alt kademe toplumla birlikte bu ülkeye insan yetiştirmek yerine ellerin yabancı ülkesinde, daha insancıl yaşam şartları var diye mi insan yetiştiriyorlar?
Bu mu bizim ülkemizin ecnebi ülkelere faydası?
Ülkeden insan/bilinç kaçırmak denmez mi buna?
Annesi ve babasından ihmal edilen o küçücük bebeler yabancı ülkelere ara eleman olsun diye mi koşturuyor?
Sabahın karanlığında evinden çıkıyor, etüttü, ek dersti, biraz daha yorulsundu spordu... ve sonuç böyle kimse kimsenin bir şeyi olamıyor. Aile büyüklerimizden birileri depresyonla terk edene kadar bu koşturma sürüp gidiyor. Anne veya baba biri hasta olur, evlat; " uzaktayım, vatandaşlık almak üzereyim gelemem" der, herkes yine kendinden fedakarlık yaparak iyi bir şey yaptığını zanneder... 2023 yılında da bu izlenimler kalır dünya kayıtlarında.
Bu izlenimler 20 yılın kayıtlarıdır. Zira mesleğe ilk başladığım Nişantaşı ilçesinde gördüklerim benim için fazla yabancıydı, eğitimin önemli olduğu yadsınamaz peki ya aile değerleri, yok muydu?
Bu yazımda belki doğru şeyler de var yanlış şeylerde. Şu gerçek ki aile bebeğiyle -çocuğuyla doyasıya vakit geçirmediğinde acitasyon da yapsalar o çocuk gelemez geriye, teknoloji/ imkan vardır ama aynı fedakarlığı yapamaz. Zaman o zaman değildir. Çünkü aile değerleri; yerini zengin tüccarların ara elemanı olmayı tercih etmekle veya güya insanca yaşamla yer değiştirmiştir.
Neyse, bu Anavatan hiçbir zaman ne Anne ne Ülke olmadı zaten. Mutlu çocuk her zaman şanslıdır.
| Mecidiye Camii (Ortaköy iskelesinden bakış) |
Boğazı araçla gezmek isteyince akla Büyük İstanbul ve kalabalık caddeler, metrolar, otobüsler ve trafikte saatlerce kalmaktan sıkılma geliyor. O yüzden her uğradığımda boğazı vapurlar, kısa boğaz turlarıyla gezerim. Trafiğin yoğun olmadığı saatlerde de metro ile kaybolana kadar gezerim.
| Galata-Sirkeci Metrosundan İstanbul Boğazı'na doğru |
Bir başka tatilci bebek yazımızda görüşmek üzere sevgilerle Pera.
Yorumlar
Yorum Gönder